AK Parti Kütahya Milletvekili İshak Gazel, Ankara ve İzmir Barolarının Diyanet İşleri Başkanına yönelik yazılı açıklamalarının, milletin büyük çoğunluğunun iradesine aykırı bir açıklama olduğunu bildirdi.

Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) AK Parti Grubu adına söz alan Kütahya Milletvekili İshak Gazel, baro seçimlerinin demokratik olmadığını belirterek, “Bugün barolardaki seçim usulünün demokratik bir usul olduğunu kim iddia edebilir? Yani eğer demokratik usulle bir seçim yapılmış olsaydı Ankara ve İzmir Baroları hem milletin iradesine aykırı bir açıklamayı hem de avukatların büyük bir kısmının karşı çıktığı bir açıklamayı yapmaya cesaret edebilecekler miydi?” dedi.
Gazel Meclis’te yaptığı açıklamasında, şunları söyledi: “Barolar, Anayasa’da düzenlenmiş meslek örgütleri. Avukatlık Kanunu’nun 76’ncı maddesinde baroların görevleri, baroların nasıl bir meslek örgütü olması gerektiği ifade ediliyor ve zaten bu da ikinci fıkrasında “Barolar, kuruluş amaçları dışında faaliyette bulunamazlar.” diye ifade edilmiş. Şimdi, burada -ben okudum- grup önerisinde deniliyor ki: “Barolar siyasal gelişmelerle ilgili görüş belirtiyor ve bu da iktidarı rahatsız ediyor.” Değerli arkadaşlar, böyle bir şey yok. Şimdi, siyasi olaylarla alakalı, siyasal olaylarla alakalı görüş belirtmek farklı bir şey, siyasi iktidarın politikalarını yönlendirmek üzere bir vesayet odağı oluşturacak bir baskı mekanizması oluşturmak üzere faaliyet yapmak başka bir şey. En son, Ankara ve İzmir Barolarının açıklamaları ve ardından Diyanet İşleri Başkanına yapmış oldukları suç duyuruları nasıl insan hakları savunuculuğuyla bağdaşabilir, Diyanet İşleri Başkanı insan haklarını mı ihlal etti? Diyanet İşleri Başkanı kendi görevini yerine getirdi. Dedi ki: İslam hükümleri budur, Kur’an hükümleri budur, sünnet hükümleri budur. Ve bunu görevi itibarıyla yerine getirdi; kimsenin hakkını ihlal etmedi, kimseye herhangi bir şey yapmadı ama Ankara ve İzmir Baroları sanki Diyanet İşleri Başkanı burada bir insan hakkı ihlali yapıyormuş gibi gerçekten milletin büyük çoğunluğunun iradesine aykırı bir açıklama yaptı. Bunun savunulacak bir tarafı yok.”
Gazel, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Siz, ifade özgürlüğü deyince, Ankara ve İzmir Barolarının açıklaması deyince bunu demokratik bir olgunluk olarak değerlendiriyorsunuz ama karşı tarafta biz, sizin bu demokratik olgunluk olarak değerlendirdiğiniz açıklamanın aleyhine bir açıklama yaptığımız zaman, demokratik haklarımızı ifade etmeye başladığımız zaman bunu da siyasi iktidarın baskısı olarak nitelendiriyorsunuz. AK Parti bugün Türkiye’nin en çok oy almış partisidir ve mecliste en büyük çoğunluğa sahip partidir. AK Parti tabii ki bir siyasi irade ortaya koyacak ve bu siyasi iradeyi demokratik yollarla ifade edecektir. Değerli arkadaşlar, şunu da ifade etmek istiyorum. Yangından mal kaçıran yok, AK Parti bu düzenlemeyi geçtiğimiz dönemde de yapmaya çalıştı, gündemimizde. Biraz önce HDP Grubunun sözcüsü, dün 20 küsur baronun meclise geldiğini ifade etti; Adalet Bakanımızla da görüştüler, AK Parti’mizin Grup Başkan Vekilleriyle de görüştüler. Süreci birlikte yürütüyoruz, burada milletvekillerimizin her birisiyle biz istişare ediyoruz daha iyi bir baro nasıl kurulabilir diye. Şimdi, HDP grup önerisinde Sayın Cumhurbaşkanımızın bir konuşmasında şöyle dediği ifade ediliyor ve bu eleştiriliyor, diyor ki: “İlk çözmemiz gereken meselelerden biri, tüm meslek teşekküllerinin seçim yönteminin temsilî demokrasiye uygun hâle getirilmesidir. Ya, bu ifadede ne var? Sayın Cumhurbaşkanımız temsilî demokrasiyi öne sürüyor, temsilî demokrasiye uygun hâle getirilmesini ifade ediyor. Bugün barolardaki seçim usulünün demokratik bir usul olduğunu kim iddia edebilir? Yani eğer demokratik usulle bir seçim yapılmış olsaydı Ankara ve İzmir Baroları hem milletin iradesine aykırı bir açıklamayı hem de avukatların büyük bir kısmının karşı çıktığı bir açıklamayı yapmaya cesaret edebilecekler miydi? Onun için biz baroların seçim usullerinin daha demokratik hâle getirilmesi için de bir çaba sarf ediyoruz.”
RAMAZAN DOĞAN